Yemeği Sağ El ile Yemek

Peygamber Efendimiz yemeğe besmele çekerek başlamayı, yemeğin sağ elle yenmesini tavsiye etmek5. tedir. Başka hadîs-i şerîflerde bunun gerekçesini açıklamakta, şeytanın sol elle yiyip içtiğini söyleyerek onun gibi davranmaktan sakındırmaktadır (Müslim, Eşribe 105-106).

Bir keresinde yanında sol eliyle yemek yiyen birisine Peygamberimiz sağ eliyle yemesini söylemiş, kibrinden dolayı “Yapamıyorum” diye cevap veren adama Efendimiz, “Yapamaz ol!” demiştir. Bu olaydan sonra adam elini bir daha ağzına götüremez olmuştur. (Müslim, Eșribe, 107) Bu güzel uyarı karşısında, adam gerçekten yapamadığı için değil, “kibrinden dolayı” böyle deyince, İslâm düşmanlarına bile mecbur kalmadıkça beddua etmeyen Allah’ın Resûlü, aşırı derecedeki gururu ve kibiri sebebiyle ona anlayacağı şekilde bir ders verme gereğini duymuştur.

Müslüman, kendisine bir başkasının veya yabancı kültürlerin öğrettiği yemek yeme biçimlerini terk etmeli, bu uğurda görgüsüz de dense sağ elle yemeyi kendine âdet edinmelidir.

سم الله وكل بيمينك، وكل ما يلي

Besmele çek! Sağ elinle ye!

Hep önünden ye!

Buhârî, Et’ime 2, 3; Müslim, Eşribe 108

Yemeği Önünden Yemek

Ömer b. Ebî Seleme (radıyallahu anh) anlatıyor: Ben, 3 Resûlullah’ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) himâyesinde yeti

2 şen bir çocuktum. Yemek yerken, elim yemek tabağının her yanına giderdi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle buyurdu: “Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!”

Hadisten, yemek konusundaki görgü kurallarımızı bilmeyenlere, özellikle çocuklara güzel bir üslûpla bu kuralların öğretilmesi gerektiğini anlamaktayız.

Bu hadis, birinci hadisin benzer bir rivayetidir. Biz bu hadisi ilk yerde “yemeği sağ elle yemek”, burada ise “yemeği önünden yemek” açısından ele almış bulunmaktayız.

Sofrada herkesin bir kaptan yediği durumlarda yemeği önünden yemek, daha bir önem arz etmektedir. Böylece herkes hem kendi kısmetine razi olduğunu göstermiş, hem de başkalarını rahatsız etmemiş olur. Meyve yeme edebi, yemek yemeden farklı kabul edilmiş, herkesin beğendiği meyveyi alabileceği söylenmiştir.

یا غلام سم الله تعالى وكل بيمينك وكل ما يلي

Oğlum, besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!

Buhârî, Et’ime 2, 3; Müslim, Eşribe 108

Yemeğe Başlamadan Önce Besmele Çekmek

إذا أكل أحدكم فليذكر اسم الله تعالى، فإن نسي أن يذكر

اسم الله تعالى في أوله، فليقل: بسم الله أوله وآخره

Yemeğe başlarken besmele çekilmelidir. Yerken ve

3 içerken besmele çekme alışkanlığını kazanmış bir O kimse, şükretme görevini son derece tabiî bir şekilde ve kendiliğinden yapmış olur.

Birlikte yemek yenildiği zaman birinin, duyulacak şekilde besmele çekmesi, diğerlerinin, özellikle çocukların bu görevlerini hatırlamasına yardım eder. Yemeğe başlarken besmele çekmek gerekmekle beraber, unutulduğu zaman bu kusuru gidermenin yolu da bu hadiste gösterilmiştir. Bu takdirde, hadisin ifadesiyle “bismillahi evvelehû ve âhirehû” yani “baştan sona bismillâh” demek gerekir.

Ayrıca diğer bir hadiste bildirildiğine göre, “Şeytan besmele çekilmeden başlanan bir yemeğe katılmayı pek arzu eder.” (Müslim, Eşribe 102) Bu yüzden besmelesiz yenen yemeğe şeytan ortak olur. Besmele, şeytandan gelecek zararları yok eder.

Ashâb-ı kirâm, Peygamber Efendimiz’e olan derin saygıları sebebiyle ondan önce yemeğe başlamazlardı. Bu sebeple yemeğe büyüklerden ve sofradaki faziletli kimselerden önce başlamamalıdır. Ayrıca yine hadislerden öğrendiğimiz kadariyla besmele yemeğin bereketini korur.

Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şayet yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutursa, hatırladığı anda “Bismillahi evvelehû ve âhirehû” yani “baştan sona bismillah” desin.

Ebû Dâvûd, Et’ime 15; Tirmizî, Et’ime 47

Yemek Duası-1

Dua kulluğun bir sırrı ve ibadetin özüdür. Allah’a karşı

yapılacak şükrün en etkin yolu duadır. Bu yüzden 12 . Peygamber Efendimiz’in yaptığı gibi yemeklerden sonra Allah’a hamdetmeliyiz.

Hadîs-i şerîf, yemek yedikten sonra Allah’a hamd etme görevimizi hatırlatmaktadır. Resûl-i Ekrem Efendimiz’in işaret ettiği gibi, insanoğlu yiyip içtiği sayısız nimetlerden en küçüğünü bile ortaya koymaktan âcizdir. Durum böyle olunca, insan pek çok sebepten dolayı Rabbine hamd ve şükretmek zorundadır.

Müslüman, yemeklerden sonra dua etmeyi, Müslüman olmayanların yemek kurallarını görüp onları taklit ederek yerine getirmemelidir. Bu konuda Peygambirimizin yaptığı dualar bizlere en güzel örnektir. Yemeğe başlarken bismillâh, yemekten sonra da en azından elhamdülillâh demek gerekir. Verdiği nimetlerden dolayı Allah’a daha çok dua etmek Isteyenler, Peygamber Efendimiz’in bu ve bir sonraki hadiste geçen veya daha başka hadislerde zikredilen dualarından birini okumalıdır.

الحمد لله حمدا كثيرا طيبا مباركا فيه، غير مكفي ولا

مستغني عنه ربنا

A

Ey Rabbimiz! Sana tertemiz duygularla, eksilmeyip artan, huzurundan geri çevrilmeyip kabul edilen sayısız hamd ve şükür ile hamd ederiz.

Buhârî, Et’ime 54

Yemek Duası-2

من أكل طعام فقال: الحمد لله الذي أطعمني هذا، ورزقنيه

من غير حول مني ولا قوة، غفر له ما تقدم من ذنبه

Hadisten anlıyoruz ki, Allah’a hamdederek kulluk görevini yerine getiren bir insan, O’nun bağışını kazanarak geçmiş günahlarından kurtulur. Allah’ın lütfu olmadan, insanın hiçbir şey yapamayacağı unutulmamalıdır.

Yarattığı nimetleri bizlerin ayağına getiren sonra da bizleri yedirip içiren Rabbimiz, kendisine hamd ve şükredenlere, hiç kimsenin bulunamayacağı bir lütufta bulunmakta, onların daha önce işlediği günahları bağışlamaktadır.

Bağışlanacak bu hataların küçük günahlar olduğu açıktır. Zira Rabbimiz büyük günahların bağışlanması için şu şartı koymuştur: Eğer yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ’yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ’sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir. Şayet kulu ilgilendiriyorsa, o günahı yapan kimsenin, ilgili şahsın yanına giderek ondan af dileyip hakkını helâl ettirmesi veya ödeyebileceği bir borcu ona ödeyerek sorumluluktan kurtulması zorunludur.

Bir kimse yemek yedikten sonra: “Bana bu yemeği yediren, sonucu etkileyecek bir güç ve kudretim olmaksızın onu bana nasip eden Allah’a hamd olsun”, derse, geçmiş günahları bağışlanır.

Ebû Dâvûd, Libâs 1; Tirmizî, Daavât 56

Yemekte Kusur Aramamak

ما اب رسول الله صلى الله عليه وسلم طعام قط،إن اشتهاه أكله، وإن كرهه تركه

yemek seçmek, yemeği beğenmemek ve ayıplamak Vabir Müslüman’ın yapacağı bir iş değildir. Hz. Câbir

(radıyallahu anh) anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber (aleyhisselâm) ev halkından ekmekle birlikte yiyeceği bir katik istedi. Onlar da: “Evde sirkeden başka bir şey yok”, dediler. Resûl-i Ekrem onu getirmelerini söyledi. Sonra da: “Sirke ne güzel katik; sirke ne güzel katık!” diyerek yemeğini yemeye başladı. (Müslim, Eşribe 167-169)

Peygamber Efendimiz mütevâzi bir insan olduğu için yemekte kusur aramazdı. Canı çekiyorsa yer, çekmiyorsa yemezdi. Yemeği beğenmemek kibirden, lükse ve israfa düşkünlükten kaynaklanan kötü bir huydur. Sofraya getirilen yemek ne kadar sade olursa olsun, Allah’ın bir ihsânı olduğunu düşünerek şükretmeli ve yemek hakkında iyi sözler söylemelidir. Hele misafirlikte önümüze konan yemekte kusur aramak hata içinde hatadır. Çünkü bu durumda, hem ev sahibini incitmek hem de yemekte ayıp bulmak adına iki hata birden işlenmiş olmaktadır.

Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) yemekte hiçbir zaman kusur aramazdı. İştahı varsa yer, canı çekmiyorsa yemezdi.

Buhârî, Menâkıb 23; Et’ime 21; Müslim, Esribe 187, 188.

 

Etiketlendi:

,

yazar hakkında